İçeriğe geç

Ziya’nın İngilizcesi nedir ?

Ziya’nın İngilizcesi nedir?

Hoş geldiniz! Birkaetiket olarak bu yazımızda “Ziya’nın İngilizcesi nedir” hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıyoruz.

İzmir’de yaz akşamları ayrı bir ritüel. Kordon’da oturup denize karşı “hayat çok garip ya” deyip bir yandan da telefon ekranında sonsuz kaydırma yaparken, insanın aklına en saçma ama en dürüst sorular geliyor. Ben de tam o moddayım. 25 yaşındayım, dışarıdan bakınca “rahat çocuk” gibi duruyorum ama içimde sürekli bir iç ses var: biri İngilizce cümle kuruyor, biri geçmişte söylediğim cringe şeyleri tekrar oynatıyor, biri de “abi sen bu hayatı neden bu kadar analiz ediyorsun?” diye beni sorguluyor.

İşte o iç seslerden biri geçen gün aniden ortaya çıktı ve dedi ki: “Ziya’nın İngilizcesi nedir?”

Ben de önce bir durdum. Çünkü bazı sorular vardır, cevaplamak için değil, içinde kaybolmak içindir.

Ziya kim, İngilizcesi neden mesele oldu?

Ziya dediğimiz kişi aslında çok tanıdık biri. Mahallede “abi şu işi hallederiz ya” deyip hiçbir şeyi halledemeyen tip. Ama aynı zamanda WhatsApp grubunda gece 03.00’te felsefe yapan da o. Bir gün çok özgüvenli, ertesi gün markette kasiyere “iyi günler” derken bile yanlış tonlama yapıp kendini sorgulayan bir karakter.

Ve tabii ki bu kadar katmanlı bir insanın İngilizcesi de sıradan olamaz.

Ziya’nın İngilizcesi nedir?

İşte asıl mesele burada başlıyor. Çünkü bu İngilizce ne tamamen kötü, ne tamamen iyi. Bu İngilizce “çay var mı?” ile “I am very fine thank you and you?” arasında sıkışmış bir evren.

Kordon’da başlayan İngilizce krizi

Geçen gün Kordon’da arkadaşlarla oturuyoruz. Masada klasik muhabbet:

– “Yurt dışına gitsek mi ya?”

– “Ben giderim de İngilizce yok.”

– “Senin var mı?”

– “Benim Ziya kadar.”

Tam burada herkes bana baktı. Çünkü “Ziya kadar” bir ölçü birimi olmuş durumda.

İçimden şu geçti:

“Ziya’nın İngilizcesi nedir ki ölçü oluyor?”

Sonra sahne canlandı gözümde.

Ziya bir kafede. Sipariş vermek istiyor:

– “Hello… I want… one coffee… hot… small… please.”

Garson:

– “Americano?”

Ziya:

– “Yes yes… Americano… but… like… normal Americano… not sad Americano.”

Garson anlamıyor. Ziya kendinden emin ama dünya ondan emin değil.

İşte bu, Ziya’nın İngilizcesi nedir sorusunun ilk cevabı: duygusal İngilizce.

Ziya’nın İngilizcesi: Kelimeler değil, niyet

Ziya İngilizce konuşurken kelimelerden çok “niyet” taşıyor. Gramer mi? O biraz opsiyonel. Zaten hayat da öyle değil mi?

Bir gün Ziya havaalanında:

– “Where is my luggage?”

– “Sir, your pronunciation?”

– “Luggage… bag… suitcase… my life box.”

Karşı taraf hâlâ anlamıyor ama Ziya daha çok hissederek konuşmaya başlıyor:

– “My… things… inside… important… clothes… identity…”

Bence burada artık İngilizce bitiyor, insanlık başlıyor.

Ziya’nın İngilizcesi nedir sorusu bu noktada şuna dönüşüyor: hayatta kalma iletişimi.

İç ses: “Sen de böyle misin?”

Bunu yazarken kendime bakıyorum. Ben de çok farklı değilim. İngilizce konuşurken beynimde simultane çeviri yapan küçük bir İzmirli var:

“Şimdi ‘I agree’ mi desek, ‘katılıyorum’ mu hissetsek?”

Sonra cümle çıkıyor:

– “Yes… I am agree… like… I think same you.”

Sonra sessizlik.

Karşı tarafın gözünde hafif bir “bu çocuk nereden geldi?” ifadesi.

Ama önemli değil. Çünkü Ziya evreninde başarı, anlaşılmak değil; denemiş olmaktır.

Ziya’nın İngilizcesi nedir? Sözlük değil, karakter meselesi

Ziya’nın İngilizcesini analiz etmeye çalıştıkça şunu fark ediyorum: bu bir dil seviyesi değil, bir yaşam tarzı.

Mesela Ziya bir gün Netflix izliyor:

– “Bro this series very good ya.”

– “Subtitle açsana.”

– “Yok ya ben anlıyorum.”

Beş dakika sonra:

– “Wait… why they angry now?”

İşte bu noktada İngilizce devre dışı, sezgiler devreye giriyor.

Ziya’nın İngilizcesi nedir?

Bazen %40 İngilizce, %60 özgüven. Ama özgüven kısmı bazen fazla dolu.

İzmir gecelerinde Ziya fenomeni

İzmir geceleri ayrı bir şey. Bir yanda sahil, bir yanda bisikletli gençler, bir yanda “hayat çok kısa” diyen ama ertesi gün 12’ye kadar uyuyan insanlar.

Ziya da oralarda bir yerde.

Bir gece denk geldim (ya da ben sandım, emin değilim). Arkadaşına diyor ki:

– “Bro I will go abroad.”

– “Where?”

– “Maybe… Germany… or Italy… or… I don’t know… Europe.”

Arkadaşı:

– “İngilizcen?”

Ziya:

– “My English is… emotional.”

İşte bu cümle altın değerinde.

Ziya’nın İngilizcesi nedir sorusunun en net cevabı bu olabilir: duygusal adaptasyon dili.

Kendi iç sesim devrede

Bir yandan gülüyorum, bir yandan düşünüyorum. Çünkü ben de çok farklı değilim. İnsan bazen İngilizceyi değil, kendini çevirmeye çalışıyor.

Mesela birine mesaj atarken:

– “I miss you”

yerine

– “ya seni düşündüm biraz”

Aynı duygu, farklı paket.

Ziya da bunu yapıyor ama global versiyonunu deniyor.

Ziya’nın İngilizcesi ve sosyal hayatta hayatta kalma sanatı

Ziya’nın en güçlü olduğu alan: panik anları.

Restoranda garson geliyor:

– “Are you ready to order?”

Ziya:

– “Yes… I mean… no… wait… what you recommend?”

Garson önerir:

– “Chicken.”

Ziya:

– “Okay… chicken… classic… safe choice… like life.”

Son cümle biraz fazla felsefi oldu ama kimse fark etmiyor.

Çünkü Ziya’nın İngilizcesi nedir sorusunun ikinci cevabı şu: durumu idare etme sanatı.

Gramer kitapları vs. Ziya

Gramer kitapları der ki:

Present perfect

Past continuous

Conditionals

Ziya der ki:

– “If I go… maybe I happy.”

Kitap ağlar.

Ama gerçek hayatta Ziya’nın cümlesi anlaşılır. Çünkü insanlar mükemmel İngilizceyi değil, gerçek niyeti hisseder.

Bir sahne: kurs çıkışı Ziya

Dil kursundan çıkmış Ziya:

– “Today I learn… very important grammar.”

– “What?”

– “I forgot.”

Bu kadar net.

Ziya’nın İngilizcesi nedir? Bazen öğrenilen şey değil, unutulan şeydir.

Ziya’nın İngilizcesi ve benzerlik sendromu

En ilginç nokta şu: Ziya aslında tek kişi değil. Bir sürü Ziya var.

Metroda, kafede, yurtta, iş yerinde…

Hepsi aynı cümleyi farklı tonlarda söylüyor:

– “My English not very good but I try.”

Bu cümle global bir kimlik gibi.

Ve belki de mesele bu değil mi? Denemek.

Son sahne: Kordon, rüzgar ve iç hesaplaşma

Akşam Kordon’da rüzgar var. Denize bakıyorum. İçimden biri diyor ki:

“Sen de Ziya’sın.”

Biraz rahatsız edici ama doğru.

Telefonu açıyorum, notlara yazıyorum:

“Ziya’nın İngilizcesi nedir?”

Sonra kendi kendime cevap veriyorum:

“Ziya’nın İngilizcesi, anlaşılmak için değil, var olduğunu göstermek için var.”

Ve garip bir şekilde bu cümle İngilizceye çevrilmiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://etabyazilim.com https://danna.com.tr https://huniliajans.com.tr Sitemap
ilbet casinoilbet girişhiltonbet güvenilir mi