23:00 Kaç Saat Oluyor?
Saatin kaç olduğunu sorduklarında, zamanın ne kadar geçtiğini fark edemediğim anlar olur. Bir şeylerin peşinden sürüklendiğimi hissederim ama neyin peşinden olduğunu bilemem. Gece saat 23:00 olduğunda, o an da içimde bir boşlukla, bir belirsizlikle baş başa kalırım. Gecenin ilerleyen saatlerinde, bazen saatlerin nasıl geçtiğini anlamam, bazen de sadece bir anın içinde kaybolurum.
O anlarda, Kayseri’nin hafif serin havasını hissedebilirim. Camdan dışarıya bakarken, ışıklarıyla parlayan şehir sokaklarını izlerim. Saat 23:00’ın gerçekten kaç saat olduğunu düşündüğümde, kendi içimdeki zamanla nasıl çeliştiğini fark ederim. Bazen geçen saatler bir ömür gibi gelirken, bazen de bir anın içinde kaybolmuş gibi hissederim.
Bir Anın İçinde Kaybolmak
Gece 23:00, belki de sadece bir rakamdan ibaret değildir. Bu saatte, başımı yastığa koyduğumda, tüm o günün yükünü sırtımdan atabilirim. Ama o an, gözlerim uykusuz kalır, düşüncelerim hızla geçer. Ya da başka bir zaman diliminde, 23:00 olur ve ben bir başka dünyada kaybolurum. Her şeyin sorusu hep aynı kalır: Kaç saat oldu?
Geceyle başlayan bu yolculuk, Kayseri’nin yolları, taş sokakları ve yavaşça yükselen dağları arasında kaybolduğumda, bir türlü tanımlayamadığım duygularla geçer. Şehirde bir hüzün var, belki de seninle burada bu geceyi paylaşıyor olmamdan kaynaklanıyordur. Kayseri’nin sesleri… Bir zamanlar bu sokaklarda koşturduğum çocukluk yıllarımın yankısı… O zamanlar her şey çok hızlıydı, ama şimdi zaman yavaşlayıp her geçen saniyede kayboluyor gibi hissediyorum.
Geceyi geçirmekte zorlanıyorum. Gözlerim, odanın duvarlarına bakarken aklımda geçen düşünceler bir araya gelir. “Saat 23:00,” diyorum kendi kendime, birer birer anıların içinde kaybolarak… Hayatınızdaki o anlar vardır ya, birbirinin içinden çıkamayan, farklı yerlerdeki hisleri birleştiren; işte o anlardan biridir. Geceyi bir yudum kahve ile yavaşça içiyorsam ve gözlerim bir noktada sabahı bekliyorsa, 23:00’ın anlamı kaybolur.
23:00’ın Anlamı: Hayal Kırıklığı ve Yeni Bir Başlangıç
Belki de 23:00’ı her zaman beklerim çünkü o saat, beklemenin, sabretmenin simgesi gibi gelir. Bazen hayal kırıklığına uğramış bir şekilde, bazen de hiç beklemediğim bir biçimde yeni bir başlangıcın eşiğindeyimdir. Şu an, 23:00’a doğru saatler yaklaştıkça içimde bir his beliriyor. Bir şeyler değişiyor, sanki hayatımın yeni bir dönüm noktasına geliyorum gibi. Ama yine de kaybolan zamanın farkına varmak, geleceğin bilinmezliğine doğru bir adım atmak, insanı derin düşüncelere iter. Saatin 23:00 olduğu, o anın sınırında kalıyorum.
İçimde bir boşluk var, bir eksiklik. Ama aynı zamanda bir umut da var. Bu karışım, geceye dair düşündükçe ruhumun bir parçasına daha çok benziyor. Kayseri’nin sessizliğinde belki de gecenin ne kadar anlamlı olduğunu anlıyorum. Her şey bir yokuşun başında duruyor; belki de 23:00’dan sonraki saatlerde bir şeyler olacak, belki de sadece zamanın kendisi kadar anlamlı olacak. Geceyi bir hayal kırıklığı içinde geçirdiğimde bile, yeni bir başlangıç için içimde bir umut doğuyor.
Geceyi tamamlamama yardımcı olan ise 23:00’ın bana sunduğu derin anlam. Birçok insan geceyi bir dinlenme, bir kaçış olarak görür, ama ben her geceyi bir yeniden başlama olarak düşünüyorum. Kayseri’nin ışıkları altında bir gün daha bitti ama yeni bir gün de yaklaşıyor.
Umut ve Zamanın Kollarında Kaybolmak
Zaman bir noktada kayboluyor, bazen çok hızlı geçiyor, bazen ise çok yavaş. Bu geçişler içinde, 23:00’a geldiğinde durup düşünüyorum. O kadar çok şey yaşadım ki, artık zamanla ilgili herhangi bir şüphem yok. Saatin anlamı gerçekten kaybolmuş gibi. Ama Kayseri’nin o akşam sokaklarında, zamanın yavaşladığını hissediyorum. Kafamda dolanan düşünceler birer birer şekil buluyor.
O zaman, geceyi 23:00’ın anlamına uygun şekilde anlamak gerek. Hayal kırıklığı mı? Belki… Ama daha fazla umut da var. Bu geceyi geride bırakırken, yarın için daha güçlü hissediyorum. Bir şeylerin değişeceğini biliyorum. Saat 23:00 olduğunda, ben hala burada, Kayseri’nin içinde, bir yolculuğa çıkmışım gibi hissediyorum. Hayat, saatler, dakikalar, birer an. O anlar, işte o anda anlam kazanıyor.
Geceyi belki bir son olarak değil, bir başlangıç olarak görmek gerek. Tüm bu zaman dilimi içerisinde, 23:00 her zaman geçer, ama ben her geçişte bir umut ararım. Çünkü zamanın nasıl geçeceğini asla bilemem, ama anı yaşarken, bir şekilde yolda olduğunu hissederim.
—
İşte böyle, saat 23:00’ı anlamak bazen çok karmaşık olabilir, ama en basit haliyle hayat bir yokuş gibi gelir. Ve o yokuşun zirvesinde bir an, bir duraklama, bir sessizlik vardır. O noktada tüm hisler birleşir ve 23:00 bir hayat dersi gibi gelir. O saat, zamanın kendisi kadar değerli, belki de ondan çok daha değerli.