İçeriğe geç

İlk çocuğun kız olması bereket midir ?

Kayseri’de Bir Kış Akşamı: İçimde Büyüyen Soru

Hoş geldiniz! Birkaetiket olarak bu yazımızda “İlk çocuğun kız olması bereket midir” hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıyoruz.

Kayseri’nin kışları sert olur derler, ama insanın içindeki bazı sorular daha da serttir. Ben 25 yaşındayım ve hayatımın en kırılgan dönemlerinden birini yaşıyorum. Evde, sokakta, işte… her yerde aynı cümle yankılanıyor: “İlk çocuk kız olursa bereket olur derler.”

Bu cümleyi ilk kez çocukken duymuştum. O zamanlar anlamını bilmezdim. Bereket ne demekti, kız çocuk neden buna bağlanırdı, hiç sorgulamazdım. Ama büyüdükçe kelimeler ağırlık kazandı. Şimdi ise içimde hem umut hem de tuhaf bir huzursuzluk taşıyorum.

Eşimle ilk bebeğimizi beklerken öğrendiğimiz o gün, doktor ekranda gülümseyerek “Kız” dediğinde, odada bir sessizlik oldu. O sessizlikte herkesin yüzünü tek tek hatırlıyorum. Benim içimde ise garip bir karışım vardı: sevgi, şaşkınlık, biraz hayal kırıklığı ve tarif edemediğim bir endişe.

Hastane Odasında Sessiz Bir Çatışma

O anı hâlâ net hatırlıyorum. Beyaz ışıklar, duvarların soğukluğu, monitörün ritmik sesi… Ama en çok da insanların gözleri.

Kayınvalidemin yüzündeki ifadeyi unutamıyorum. Bir şey söylemedi ama bakışı çok şey söyledi. Sanki kelimeler yerine suskunlukla konuşuyordu. Annem ise daha farklıydı; gözleri doldu ama gülümsedi. “Kız da evin bereketidir,” dedi yavaşça, sanki içimi rahatlatmak ister gibi.

Ben ise sadece düşündüm. Gerçekten kız çocuk bereket miydi? Yoksa bu, yıllardır tekrar edilen bir teselli cümlesi miydi?

Eşim elimi tuttu. Onun eli sıcaktı ama ben içimde bir soğukluk hissediyordum. Kendi kendime kızdım bile: “Nasıl böyle hissedebilirim?” diye. Çünkü biliyordum, bir insanın cinsiyetiyle ilgili hayal kurmak bile haksızlık gibi geliyordu. Ama insan kalbi her zaman mantıklı çalışmıyor.

O gün eve dönerken Kayseri’nin gri sokakları bana daha da ağır geldi. Sanki şehir bile düşüncelerime eşlik ediyordu.

Evde Başlayan İç Ses

Eve geldiğimizde sessizlik daha da büyüdü. Herkes kendi içine çekilmiş gibiydi. Ben odama geçip kapıyı kapattım. Günlüğümü açtım.

“Bugün öğrendim,” diye başladım yazmaya. “Bir kızımız olacak.”

Kalem elimde titredi. Devam edemedim bir süre. Sonra içimden gelenleri döktüm sayfaya:

“Sevinmem gerekiyor ama tam olarak sevinemiyorum. Çünkü insanların gözlerinde başka bir anlam görüyorum. Sanki kız çocuk eksikmiş gibi… Sanki ilk çocuk erkek olmalıymış gibi…”

O an kendimden utanmadım ama kendime kızdım. Çünkü içimdeki karışıklığı inkâr edemiyordum.

Dışarıdan annemin sesi geldi. Mutfakta çay koyuyordu. Sessizce konuştuğunu duydum: “Kız çocuk evin ışığı olur.”

Bu cümleye inanmak istedim. Ama içimdeki soru büyüktü: Eğer gerçekten ışıksa, neden insanlar erkek çocuk haberi duyduğunda farklı bir sevinç yaşıyordu?

Toplumun Görünmez Baskısı

Birkaç gün içinde haber yayıldı. Kayseri küçük yer. Herkes birbirini tanır, herkes birbirinin hayatına karışır.

Komşular geldi, tebrik etti. Ama bazı cümleler hep aynıydı:

“İlk kız iyi olur, ardından erkek gelir inşallah.”

Bu “inşallah” kelimesi bile bazen ağır geliyordu bana. Sanki bir eksiklik varmış gibi, sanki hikâye tamamlanmamış gibi.

Bir akşam balkonda otururken şehre baktım. Uzaktan Erciyes’in silueti görünüyordu. Soğuk rüzgâr yüzüme vururken içimden şu geçti: “Bir çocuk nasıl bu kadar tartışma konusu olabilir?”

Elimi karnıma koydum. Orada büyüyen hayatı hissetmeye çalıştım. Küçücük bir hareket bile bana umut vermeliydi ama zihnim hâlâ kalabalıktı.

Büyüklerin Söyledikleri ve İçimdeki Çocuk

Anneannemin Sözleri

Bir gün anneannem geldi. Yaşlıydı ama gözleri hâlâ keskindi. Elimi tuttu, uzun uzun baktı.

“İlk çocuk kızsa bereket olur,” dedi. “Kız evin düzenini kurar.”

Sonra ekledi: “Sen de kızsın, bak nasıl büyüdün.”

O an içimde bir şey yumuşadı. Belki de ilk kez bu cümleye biraz inanmak istedim. Ama yine de içimde bir başka ses vardı: “Neden bir çocuğun değeri böyle cümlelere sığdırılıyor?”

Anneannem gittikten sonra uzun süre düşündüm. Belki de onun yaşadığı dünya böyleydi. Belki onun için bu cümle gerçekten bir anlam taşıyordu.

Ama benim içimdeki dünya farklıydı. Daha karışık, daha sorgulayan.

Eşimin Sessiz Desteği

Eşim bu süreçte çok az konuştu. Ama her bakışı bana destekti. Bir akşam bana dönüp şöyle dedi:

“Bizim çocuğumuz. Kız ya da erkek, önemli değil.”

Bu cümle basitti ama içime dokundu. Çünkü ben hâlâ içimdeki karmaşayı susturamıyordum.

O gece uzun süre uyuyamadım. Tavana baktım. İçimdeki sesler birbirine karışıyordu: toplum, aile, gelenek, beklenti… Ama en sonunda küçük bir ses kaldı: merak.

Değişen Bakışım

İlk Hareketi Hissettiğim An

Bir gece, sessiz bir anda, karnımda çok hafif bir hareket hissettim. İlk başta emin olamadım. Sonra tekrar oldu.

O an donup kaldım. Elim karnımdaydı. Gözlerim doldu.

Ne kız olması, ne erkek olması… hiçbir şey önemli değildi o anda. Sadece bir hayatın orada var olduğunu hissettim.

İçimdeki bütün sorular bir anlığına sustu.

Bereketin Anlamını Yeniden Düşünmek

Günler geçtikçe “bereket” kelimesi zihnimde farklı bir anlam kazanmaya başladı. Belki bereket, beklentileri karşılamak değildi. Belki bereket, varlığın kendisiydi.

Kız çocuk bereket miydi?

Belki de evet. Ama sadece geleneklerin söylediği anlamda değil. Daha derin, daha insani bir anlamda.

Bir evin içinde yeni bir kalp atıyorsa, orada zaten bir bolluk vardı.

Ama yine de dürüst olmalıyım: İçimdeki eski düşünceler tamamen kaybolmadı. Bazen hâlâ toplumun sesi kulağımda çınlıyor. Ama artık o ses eskisi kadar güçlü değil.

Kayseri Sokaklarında Yalnız Düşünceler

Bir gün tek başıma yürürken Kayseri’nin soğuk sokaklarında, insanların hayatlarına baktım. Herkes bir yere yetişiyordu. Herkesin bir hikâyesi vardı.

Ve düşündüm: Her hikâyenin başında bir kız ya da erkek çocuk olması gerçekten neyi değiştirir?

Belki de asıl mesele hikâyenin nasıl yazıldığıydı.

Ben artık kendi hikâyemin içinde daha fazla yer almaya başladım. Daha az korkuyla, daha fazla kabullenişle.

İçimde Büyüyen Sessiz Güç

Doğum Öncesi Son Günler

Günler ilerledikçe her şey daha gerçek hale geldi. Hazırlıklar, eşyalar, küçük kıyafetler…

Bir gün minicik bir elbise aldım. Pembe değil, mavi de değil. Sadece yumuşak bir ton.

O elbiseyi elime aldığımda içimden bir şey geçti: “Bu çocuk hayatı değiştirecek.”

Ve ilk kez o gün gerçekten heyecanlandım.

Kendime İtiraf Ettiğim Gerçek

Bir gece günlüğüme şunu yazdım:

“Ben aslında kız çocuğum olacağı için üzgün değilim. Ben, hissetmeyi öğrenmeye çalışıyorum.”

Bu cümle beni rahatlattı.

Çünkü mesele çocuk değildi. Mesele, içimdeki eski düşüncelerle yeni duyguların çatışmasıydı.

Son Yaklaşırken İçimdeki Sessizlik

Şimdi geriye baktığımda, o ilk günlerdeki karmaşayı daha net görüyorum. İnsanların sözleri, bakışları, beklentileri…

Ama aynı zamanda içimde büyüyen bir şeyi de görüyorum: kabulleniş.

İlk çocuğun kız olması bereket midir?

Belki de cevap dışarıda değil. Belki de cevap, insanın kendi içinde verdiği bir yolculukta gizli.

Birkaetiket sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “İlk çocuğun kız olması bereket midir” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort tambet casino ilbet giriş tulipbet hiltonbet güvenilir mi
https://etabyazilim.com https://danna.com.tr https://huniliajans.com.tr Sitemap